Yeşil Lojistik

09 Ağustos 2012 Perşembe - 00:00
Kategori: Makale

PAYLAŞ

Türkiye de Lojistik kavramının 2000’li yıllarda oturmaya başladığını ve Türkiye’de dış ticaret ile uğraşan firmaların, lojistik kavramını daha yeni yeni iş süreçlerine dahil etmeye başladığını biliyoruz. Ancak dünyada lojistiğin ne yönde ilerlediğini de düzenli olarak takip etmemiz gerekiyor. Dünyadaki gelişmeleri ve yeni trendleri yakından takip ettiğimiz takdirde, uluslararası ticarette Türkiye’nin daha hızlı ilerlemesi ve rekabetçi ortamda önlerde yer alması kaçınılmaz hale gelir... Bu sayıda, çok kısa olarak “Yeşil Lojistik” kavramından bahsetmek istiyorum. Özellikle son bir yıldır, birçok önemli çokuluslu şirketle yaptığımız anlaşmalarda, “Lojistik Şirketinin Özellikleri” bölümünde, “Yeşil Lojistik” konusundaki maddeler, anlaşma şartlarının içerisinde yer alıyor. Bunun yanında, aynı çokuluslu şirketlerin, Türkiye’den mal alımı yapacakları zaman, “Yeşil Lojistik ve Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi” kavramlarını, giderek daha fazla sorguladığını da görüyoruz. Peki nedir bu “Yeşil Lojistik” kavramı? “Yeşil Lojistik”, çevreye en az zarar verecek şekilde, lojistik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi amacıyla, tüm faaliyetlerin çevre üzerindeki olumsuz etkisini ölçmek ve en aza indirmeye çalışmaktır. Bu kavramın ortaya çıkmasının asıl sebebi, özellikle Batı ülkelerindeki tüketici bilincidir. Alıcılar, tükettikleri malzemelerin, her geçen gün daha çevreci olmasını istiyorlar ve bu konuda özellikle dünya markası olan firmalara, büyük oranda baskı uyguluyorlar. Artık ürünler, kalite ve fiyat açısından hemen hemen eşit düzeye geldi. Alıcılar, çevreci olan ürünleri tercih ederek, ürünlerin seçimi ile ilgili kriterlerin içine yeni bir kriter eklemiş oldular. Bunun doğal sonucu olarak, marka firmalar ilk adımda ürünlerini çevreye en az zarar veren maddelerden üretmeye başladılar. Her yeni ürün kısa zamanda taklit edilebildiği gibi, çevreci madde kullanımı da yaygınlaşınca, bugünkü konuma ulaştık. Artık sadece üretim maddelerinin değil, aynı zamanda üretim sürecinin de ne kadar çevreci olduğu, ciddi bir satış politikası haline gelmeye başladı. Sonuç olarak, çokuluslu markalaşmış şirketler, yakında birçok büyük kurumsal müşterilerinden ve kanun koyuculardan gelen baskılar sonucu, çevresel koşullara en uygun üretim metotlarını ve lojistik uygulamaları kendi bünyelerinde ve tedarik zinciri partnerlerinde, mutlaka hayata geçirecekler. Global rekabetin yoğun olarak hissedildiği ülkemizde de, özellikle üreticilerin bu duruma bir zorunluluk haline gelmeden önce uyum sağlaması çok önemli. Rakiplerinden bir adım önde olmak ve daha da önemlisi gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakmak amacıyla, üreticilerin “Yeşil Lojistik”i konusuna hassasiyet göstermeleri ve iş planlarına almaları gerekiyor. Ali Tulgar Kurumsal İletişim ve Pazarlama Müdürü

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap